25 Haziran 2024, Salı
spot_img

Mutluluk: Nasıl Mutlu Öğretmen Olunur?

Mutluluğunuzu artırmak için doğru yaşamı mı yaşıyorsunuz? Jo Steer, mutluluğu nasıl öncelikli hale getireceğiniz konusunda uzman tavsiyelerini araştırıyor.

Mutluluğu düşünürken, bu kavramın oldukça modern bir insan yapısı olduğunu hatırlamakta fayda var.

Mağara insanı beynimiz, gut hastalığı kaygımızın olup olmamasına ya da sıcak ve gevşemiş hissetmemize aldırmaz; bizi açlıktan ve dağ aslanlarından korumakla meşgul.

Neyse ki, bugün karşı karşıya olduğumuz tehditler, kağıtlarımızın tümüne sıcak kahve dökmek ya da cevap vermekten vazgeçmeyen bir öğrenciyle uğraşmak gibi durumlara daha yakın. Zaman ilerledikçe işler artık sadece yaşam ya da ölüm kaygısı ile ilgili olmaktan çıktı. Olan olaylar beyinlerimizin dikkatini dağıtabilir ve bu mutluluğun önüne geçebilir.

Kendinize yararlı sorular sorun: Şu an nasıl hissediyorum? Mutlu muyum? Nasıl daha mutlu olabilirim? Mutluluğun sizin için ne ifade ettiğini düşünün.


Psikolog Martin Seligman, “mutlu yaşam” kavramını şu üç tipe ayırıyor:

– Keyifli Hayat

Bu, yaşamın temel zevklerini tatmak ve takdir etmekle ilgilidir; yiyecek, içecek, cinsellik, doğa, arkadaşlık vb.

– Hayat Sorumluluğu

Hayatta yaşamın zevklerini takdir ederek, onları şu anda gerçekten deneyimlemek için farkındalığımızı kullanırız ve duygularımızı tamamen yeni bir seviyeye yükseltiriz. Fakat akış durumundan o kadar izole olduk ki, artık hiçbir şey hissetmiyoruz.

– Anlamlı Hayat

Burada, kendi yaşamımızı ve diğer insanların hayatını geliştirmek için güçlü yönlerimizi ve niteliklerimizi kullanmayı değerlendiriyoruz. Seligman’ın araştırması, en mutlu ve en tatmin olmuş insanların, anlam dolu bir yaşam deneyimleyenler, bunu takiben hayata katılım gösterenler ve hayatta zevk arayışı içerisinde olanlar olduğunu gösterdi. Tek başına zevk arayışının genel yaşam doyumu üzerinde çok az etkisi vardır, katılım ve anlamla bir araya gelerek “krem şanti üzerinde kiraz” olur.

Öğretmenler olarak burada bir dezavantaja sahibiz. Aşırı iş yükü ve hesap verme stresi birçok insanın bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaşamlarının zevk ya da anlamdan yoksun olduğunu hissetmelerine neden oluyor. Ancak, başkalarının hayatlarını iyileştirmek için yeteneklerimizi kullanma avantajımız var. Seligman’ın anlamlı bir yaşam tanımı, aslında bizim iş tanımımızdır.

Bu nedenle, çalışma hayatımızda kendimize aşağıdaki soruları sorarak daha fazla zevk, katılım ve anlam yaratmanın yollarını bulabiliriz:

1. Şu anda ne tür bir mutlu hayat yaşıyorum?

Biraz dürüst olmakta fayda var. Negatif düşünmeye mi başladın, yoksa akışa mı bırakıyorsun? Gerçekten anlam ve iş tatmini sağlayabilecek anlar için hazır mısın? Cevap ne olursa olsun: Yaptığın şey seni mutlu etmeye yarıyor mu?

2. Mutluluk ve zevk deneyimlerimi artırabilir miyim?

Farkındalığı kullanmak, yaşam deneyiminizi önemli ölçüde artırabilir, beynin olumsuzluğa karşı yalınlığını yönetebilir ve önemli olan şeyleri takdir etmenin yanı sıra pozitifliği de artırabilir. Belki de bu, nefesinizi düşüncelerinizden daha sık dinlemeniz, öğle yemeğinizin tadını çıkarmanız ve telefonunuzla çok sık uğraşmak yerine bazen ters çevirmeniz anlamına gelebilir.

Hangi aktivite sizin anı yaşamanızı ve akışta olmanızı sağlar? Cevabı bulup bundan daha fazlasını yapın.

3. Beş güçlü yönüm nedir?

Güçlü yönlerinizi netleştirdikten sonra, iş rolünüzün bu becerileri gerçekten kullanmanıza izin verip vermediğine karar verin.

Veri hedefleri üzerinde perişan bir şekilde çalışan karizmatik bir insan mısınız; ya da davranış kontrolünde zorlanan yaratıcı birisi?
Becerilerinizi daha iyi eşleştirmek için bakış açınızı veya yaklaşımınızı değiştirebilir misiniz, yoksa kartlardaki rolün veya okulların değişmesi mi gerekir karar verin.

kaynak

Hazırlayan: Tutku Kaymaz

İlgili Yazılar

spot_img

Son Yazılar