19 Haziran 2024, Çarşamba
spot_img

Martin Seligman: Öğrenilmiş Çaresizlik Deneyi

Kontrol edemediğimiz, kötü olaylarla karşılaştığımız durumlarda neden kendimizi umutsuz hissederek vazgeçme eğilimi gösteririz? Martin Seligman bu öğrenilmiş çaresizliği, köpekler üzerindeki deneyi ile açıklıyor.

Pozitif psikolojinin kurucu önderlerinden Martin Seligman öğrenilmiş iyimserlik ve öğrenilmiş çaresizlik kavramları üzerine oldukça derin ve etkili incelemeler gerçekleştirmiştir. Öğrenilmiş çaresizlik teorisini ilk kez 1960’ların sonunda öneren Martin Seligman, aslında bu teoriyi depresyonun bilişsel bir açıklaması olarak ileri sürmüştür. Peki, öğrenilmiş çaresizlik teorisi ile depresyonun bağlantısı nedir? Öncelikle, bu bağlantıyı açıklamak öğrenilmiş çaresizlik teorisini daha iyi kavramamıza yardımcı olacaktır. Depresyon kişinin negatif durumlardan kaçma girişimleri başarısız sonuçlandığında gerçekleşir. Bunun neticesinde, tıpkı deneyde de gözlemlendiği gibi, kişi tüm çevresel faktörler karşısında pasifleşerek mevcut duruma katlanma eğilimi gösterir. Bu da öğrenilmiş çaresizliğin bir sonucu olarak karşımıza çıkar.

Martin Seligman bu teorisini köpeklerle yaptığı bir deney ile desteklemiş ve kanıtlamıştır. Deneyde köpekleri üç gruba ayırarak, iki aşamada incelemiştir. Deneyde köpekler üç koşul üzerinden gözlenlenmiştir. Bu koşullar:
1) Şoktan kaçılamayan koşul
2) Şoktan Kaçılabilen Koşul
3) Şokun olmadığı Koşul

İlk aşamada, ilk gruptaki köpeklere şok verilerek kaçmaları engellenmiştir. İkinci gruptaki köpeklere ise yine aynı yöntem ile şok verilmiş, ancak ilk gruptaki köpeklerin aksine kurtulabilme imkanı verilmiştir. İkinci gruptaki köpekler düğmeye basarak şoktan kurtulabilmişlerdir. Üçüncü gruptaki köpeklere ise şok verilmemiştir. Deneyin ilk aşaması böylelikle tamamlanmıştır. İlk aşamadan anlıyoruz ki deneyin en önemli öncülü köpeklere verilen şok.

İkinci aşamada ise, bu kez bütün gruplardaki köpeklere şok verilmiştir. Köpekler gözlemlendiğinde anlaşılmıştır ki, ilk aşamada hiç şok verilmemiş olan köpekler şoktan kaçmayı başarabilmişlerdir. Bununla birlikte, ilk aşamada şoktan kaçabilen köpekler de şoktan kaçabilmeyi öğrenmişlerdir. Ne var ki, yalnızca deneyin ilk aşamasında şoktan kaçamayan köpekler şoka yeniden maruz kaldığında kaçma eğilimi bile göstermemiştir. Şok karşısında pasif kalarak pes edip şoka maruz kalmaya devam etmişlerdir. Hatta öyle ki, diğer denemelerde de hiçbir kaçma eğilimi göstermemişlerdir. Seligman’ın köpekler üzerindeki bu deneyinde, ilk gruptaki köpeklerin öğrenilmiş çaresizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilmiştir. Nihayetinde, öğrenilmiş çaresizlik karşısında köpeklerin kontrol edilemeyen durumlarda öğrenme yetisinin köreldiği ve çaresizliğe şartlandıkları oldukça açıktır.

Öğrenilmiş çaresizlik ile çaresizliğe şartlanmak.

Öğrenilmiş Çaresizlik İnsanlarda da Kanıtlandı

İnsanların bilişsel yeteneklerinin ve olayları yorumlama yeteneklerinin hayvanlardan farklı olduğu bilinmektedir. Farklı yöntemler ile benzer bir inceleme insanlar üzerinde de yapıldı. Seligman’ın bu öğrenilmiş çaresizlik teorisi birçok bilim adamının ilgisini çekerek psikolojiye bir ışık tutmuştur. Amerikalı bilim adamı Donald Hiroto da insanlar üzerindeki yaptığı çalışmada benzer sonuçlarla karşılaşmıştır. İnsanlar da tıpkı deneyin ilk uygulandığı köpekler gibi, öğrenilmiş çaresizlik ile koşullanmıştır.

Kaynak

Kapak Görseli

Hazırlayan: Dilanur Akbaba

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

İlgili Yazılar

spot_img

Son Yazılar