19 Haziran 2024, Çarşamba
spot_img

Anne Kokusunun Bebeklerdeki Yüz Tanımaya Olan Etkisi

Yeni bir araştırma anne kokusunun bebeklerdeki yüz tanıma işlemini geliştirdiğini ortaya koydu.

Yeni doğan bir bebek içine girdiği dünya hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmez. Duyularına gelen bilgi saldırılarını anlamlandırabilmek adına anlamlı modelleri fark edip bu bilgileri kategorilere ayırmak zorundadır.

Developmental Science akademik dergisinde yayınlanan yeni bir araştırmanın yazarları “Bu son derecede temel sınıflandırma fonksiyonumuz olmasaydı sinir sistemimiz deneyimlerimizin ve girdilerin inanılmaz karmaşıklığı nedeniyle yoğun bir baskı altında ezilirdi.” diyor.

Yeni doğanların bu sınıflandırma işlemini sadece bir duyudan (sadece göz ya da sadece kulak) aldığı bilgilerle gerçekleştirdiği ve bu duyunun da veri ya da deneyim ile en alakalı olan duyu olduğu düşünülüyordu. Bu düşünceye göre bebeklerin gördükleri “yüzleri” sınıflandırma süreci sadece görsel kaynaktan aldıkları veriler ile gerçekleşmeliydi.

Fakat oldukça merak uyandıran ve 4 aylık bebekler ile bu bebeklerin annelerinin kokularının sinmiş olduğu tişörtler ile yapılan bir çalışmada bebeklerin erken dönemdeki yüz sınıflandırma işlemlerinin tek duyudan gelen bilgilerin işlenmesi ile gerçekleştiğini öne süren eski kanının aksine birden fazla duyudan gelen bilgilerin işlenmesi ile gerçekleştiğini ortaya koyuldu.

Fransa’daki Burgundy Üniversitesinde Arnaud Leleu’nun liderliğini yaptığı bir araştırmada 4 aylık 18 erkek ve kız çocuğu ile çalışıldı. Çalışmaya başlanılmadan önce bebeklerin annelerinden aynı tişörtü 3 gece boyunca arka arkaya giymeleri ve geri kalan zamanlarda bu tişörtleri hava geçirmez bir çantada tutmaları istendi. Daha sonrasında anneler ve bebekleri sessiz ve kokusuz bir laboratuvar ortamına alınarak bebeklere birkaç seri fotoğraf gösterildi.

Bazıları doğal arka planları önündeki yüz fotoğrafları iken çoğunluğu hayvan, bitki ya da fabrikasyon yoluyla üretilmiş objelerin fotoğraflarından oluşuyordu. Her fotoğraf 167 milisaniye (saniyenin dörtte birinden daha kısa) kadar gösteriliyordu ki bu da fotoğrafın algılanma işleminin tek bir bakışta gerçekleşmesi gerektiği anlamına geliyordu. Anne kokusunun etkisini merak eden araştırmacılar bazı zamanlarda annelerinin kokusu sinmiş olan tişörtleri bebeklerin üst göğüs kısmına yerleştirdiler. (Tişört maksimum yoğunlukta kokuyu verebilmesi için katlanmıştı ve bebeklerin burun deliklerine en yakın olacak şekilde göğüs ve boyun bölgesine yerleştirilmişti.)

Diğer zamanlarda ise bebeklerin üst göğüs bölgelerine temiz, giyilmemiş ve kokusuz bir tişört yerleştirilmişti. Araştırmacılar deney boyunca bebeklerin beyinlerinin gördükleri fotoğraflara nasıl tepki verdiğini anlamak için EEG kullandılar. (Elektroensefalografi: Beyin dalgaları aktivitesinin elektriksel yöntemle izlenmesini ölçen yöntemdir.)

Sonuçlar gayet açıktı: Bebeklerin yüz içeren fotoğraflara yönelik verdiği yüz-tanıma ile ilgili beyin aktiviteleri annelerinin kokularını duydukları durumlarda çok daha yüksekti. Bu sonuçlar da annenin kokusunun bebeklerdeki yüz tanıma işlemini güçlendirdiği hipotezini destekler nitelikte. Araştırmacılar bulgularının bilgileri ve deneyimlerimizi sınıflarken tek bir duyudan ziyade çoklu duyudan yararlandığımızı ortaya koyduğunu söylüyor.

Yapılan bazı öncül çalışmalar, en azından yüz tanıma konusunda, bu hipotezi kanıtlar nitelikte. Ne zaman bir yüze bakarsak görsel kortekste bulunan fusiform gyrus adındaki bir bölgede bulunan nöronlar aktivite patlamasıyla yanıt verirler. Fakat 2009’da yapılan bir çalışmada herhangi bir görsel veri olmadan da vücut kokusunun fusiform gyrus bölgesindeki nöronları aktive ettiği ortaya çıkarmıştı. Bu da demek oluyor ki geleneksel olarak sadece görsel verilere yanıt verdiği düşünülen bir bölge görsel bir sahnede bir yüzün olması durumunda diğer duyulardan gelen verilere de açık hale geliyor.

Buradan çevrildi: How A Mothers Odour Helps Her Baby Develop A Sensitivity To Faces

Hazırlayan: Sıla Özeren

İlgili Yazılar

spot_img

Son Yazılar