26 Mayıs 2024, Pazar
spot_img
spot_img

Kitap Önerisi: Bana Rağmen

Okuma eylemimizin arkasında çeşitli motivasyonlar vardır. Bilgi edinmek, zaman geçirmek, çeşitli karakterlerle karşılaşmak, değişik duyguları deneyimlemek… Bazen okuduğumuz tek bir kitap birçok beklentimizi karşılar ve bize birden fazla sebepten ötürü “İyi ki okumuşum.” dedirtir. Bugün ben de böyle bir kitap tanıtacağım. İçimizden birinin, Ezgi Karaşin’in kaleminden, ilk kitabı Bana Rağmen.

Okuma Deneyimine Dair

Bana Rağmen, Elif karakterinin samimi duygu paylaşımı ile başlıyor: “Korkuyorum.” Kitabı açtığımız anda karşılaştığımız bu paylaşım, gündelik hayatta sıklıkla hissedebildiğimiz ama paylaşımına yabancı olabileceğimiz bir duygudan geliyor. Korku paylaşımı ve korktuğunu belli etmek arasında önemli bir fark vardır: İlkinde kendi isteğimizle yapışımız daha baskındır, ikincisinde ise istem dışı bir dışavurum söz konusudur. Elif kitap boyunca duygularını bütün içtenliği ile hem okuyucuyla, hem de karşılaştığı karakterlerle paylaşıyor. Elif, şeffaf. Şeffaf olmanın cesaret istediği bir dünyada, korkuları başta olmak üzere bütün duygularını paylaşıma açabilecek şeffaflıkta.

Bu şeffaf karakterimizi kitap boyunca iki farklı şehirde ve iki zaman diliminde gözlemliyoruz. İstanbul, Elif’in içinde bulunduğu güncel an ile birleşen geçmişi, Bolonya ise geleceğe yolculuğu olan şimdiki zamanı. Yazar, geçmiş/şu an ve İstanbul/Bolonya geçişlerini okurun merak duygusunu canlı tutarak, bunu yaparken de merak duygusunun getirdiği heyecanı aşırıya kaçırmadan yapabiliyor. Geçmişin ve şimdiki anın paralel verildiği kitaplarda merak ve heyecan duygusunu korumak zordur. Çünkü böyle durumlarda, geçmiş ne kadar can sıkıcı olursa olsun, kahramanın bir şekilde hayatta kaldığını bilerek okumak söz konusudur ve okuyucunun okuma motivasyonu, hayatın içindeki olaylara dair oluşan duygularla devam ettirilir. Ancak bu duyguların fazlalığı, aşırı merak ve heyecan, okuyanı yorabilir, “sonra ne olacak acaba?” sorusu ağır basabilir ve bu da okuma deneyiminde hissedilen iyi duygulara zarar verebilir. Ezgi Karaşin, merak duygumuzu ve beraberinde getirdiği heyecanı dozunda tutabilen o kıymetli yazarlardan.

Elif’in İstanbul ve Bolonya arasında geçen hikâyesinde Elif’le ve/ya farklı karakterlerle özdeşleşmek mümkün. Kitapta karşılaştığımız iyilik ve kötülük halleri, gerçekçi bir bakış açısı ile aktarılmış. Elif’in uğrunda yılmadan mücadele verdiği özgürlüğü, hatta kişisel özerkliği okuyana bu gerçeklik çerçevesinde umut vaat ediyor: Evet, hayatta kötülükler var, ama kesinlikle iyilik de bu hayata dair. Bencil insanlar var evet, ama bize yardımcı olmak isteyenler de var, üstelik yakınlık derecesinden bağımsız olarak. Çalışmak birçok şeyi çözer, ama gerektiğinde bize uzatılan eli tutabilmek de çok güzel. İşte bunların hepsi gerçekçi, berrak ve rahat bir dilde akıp gidiyor bu hikâyede.

Yazarın Kitap Özelinde Bilmemizi İstediği Şeylere Dair

ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu’nun düzenlediği söyleşisinde Ezgi Karaşin’in ilk kitabına dair söylediklerinden beni en derinden etkileyeni, insanın hayal kurabildiği sürece kitap yazabileceğine inanması olmuştu. Yazma eyleminin elbette kendi içinde dönem dönem zorlukları olabiliyor, ancak hayal kurmanın önemi ve bu önemin vurgulanması, bu zorlukların vurgulanmasından daha yapıcı.

Karaşin, “hissetmek” haline çok önem verdiğini vurguluyor. Didaktik bir anlatımla aktarım yapmaktansa, duygudaşlık kurmayı önemsediğini anlatıyor. Hakikaten kitabı okurken kahve kokusu almak, güneşi hissetmek, acıkmak gibi duyusal hisler oluşurken, gurur duymak, üzgün hissetmek, hayal kırıklığı yaşamak, çok mutlu olmak gibi daha birçok duyguyu deneyimlemek mümkün. Üstelik bunları baskın olarak ana karakter aracılığıyla değil, yazarın kendi nitelendirmesiyle, narin yan karakterlerle de hissetmek mümkün. Ben, yazarın, “sizin de başrolde olabileceğiniz”, “şehrin büyüsünde kaybolacağınız”, “bu akşam canınızı makarna çektirecek”, “ağzınızın sularını akıtacak” olarak ifade ettiği o duygu deneyimi anlarını sahiden yaşadım.

İyi Okumalar Diyelim mi?

Bana Rağmen, benim iki kez baştan sona okuduğum ve bir şeyler hissetmek istediğimde rastgele sayfa açıp okuduğum bir kitap. Kitaba internet üzerinden ve kitapçılardan ulaşabilirsiniz. Ankaralı okurların her sene iple çektiği Ankara Kitap Fuarı’nda da Masa Kitap standında 26 Nisan-5 Mayıs tarihlerinde Bana Rağmen’i bulabilirsiniz.

Öyleyse herkese iyi okumalar!

İlgili Yazılar

spot_img

Son Yazılar