26 Mayıs 2024, Pazar
spot_img
spot_img

Tükenmişlik (Burnout) Sendromu

Farkındalığının sağlanması ve önleminin alınması şart olan Tükenmişlik Sendromu günümüzde hemen her alanda görülebilmektedir. Sonuçları oldukça kötüye gidebilen bu psikolojik rahatsızlığı sizler için kaleme aldık.

Tükenmişlik Sendromu Nedir?

Tükenmişlik Sendromu, özellikle son yıllarda oldukça yaygın olarak görülmeye başlayan, genellikle yapılan iş, çalışma koşulları ve iş yükü ile alakalı hem fiziksel hem psikolojik olarak yansımalarının görülebildiği bir sendrom türüdür. Yalnızca bu etkenlerle kalmayıp aynı zamanda iş tatmini, stres, motivasyon düzeyi, örgütsel çalışma gibi daha birçok etkenle de dolaylı yoldan ilişki içerisindedir. Yani aslında farklı sebeplerden kaynaklanabilen ve fiziksel ve psikolojik çöküntülerle sonuçlanabilen bir rahatsızlık türüdür. Dönemsel açıdan bakıldığında özellikle sanayinin gelişip büyümesi ve hizmet sektörünün ortaya çıkmasıyla birlikte gelen stres sonucunda ortaya çıkabilen bir rahatsızlıktır.

Tükenmişlik Sendromu (Burnout Syndrome) terimi ilk olarak Herbert J. Freudenberger tarafından yazıya 1974 yılında dökülmüştür ve Freudenberger bu terimi yıpranma, başarısızlık hissi, enerji kaybı ve tükenme olarak tanımlamıştır. Bu rahatsızlığın oldukça tehlikeli sonuçlara yol açmasının en büyük nedeni ise bireylerin bu sendrom ile mücadele etmeye çalışmayıp tam tersine bu rahatsızlığın getirdiği sonuçları kabullenip hayatlarına o şekilde devam etmeye çalışmasıdır.

Freudenberger’in bu terimini geliştirmeye çalışan Maslach ve arkadaşları Tükenmişlik Sendromu’nu üç boyutta incelemişlerdir ve yaptıkları araştırma sonucunda güvenlik, eğitim, sosyal hizmetler ve sağlık sektörlerinde çalışan bireylerde daha yoğun bir şekilde görülebildiğini gözlemlemişlerdir. Maslach ve arkadaşlarına göre bu rahatsızlığın ilk boyutu ‘Duygusal Tükenme’ evresi olmaktadır. Burada bahsedilen aslında, çalışma sürecinden kaynaklı bir bıkkınlığın ve yıpranmışlığın tükenmeye yol açması durumudur. İkinci evre ise ‘Duyarsızlaşma’ evresidir. Bu evrede, çalışan kişiler hizmet verdikleri kişilere yönelik ilgisizlik ve katı davranışlar sergilemeye başlamaktadır ve işten soğuma gibi bir durum söz konusu olmaktadır. Üçüncü evre ise ‘Düşük Kişisel Başarı’ evresidir ve bu evrede kişi çevresinde olan diğer kişilere karşı saldırganlaşmaktadır çünkü kimse tarafından sevilmediğini ve aynı zamanda bir işe yaramadığını düşünmeye başlamaktadır. Bu durum da kişinin özgüvenini kaybetmesine neden olmaktadır.

Tükenmişlik Sendromu yaşadığımızı nasıl anlayabiliriz?

Tükenmişlik Sendromu kendimi fiziki, psikolojik veya her ikisi beraber olarak gösterebilmektedir. Fiziki olarak bakıldığında uyku bozuklukları, baş ağrıları, alerji, kilo kaybı/alımı, düzenli yorgunluk, enfeksiyonlar, sindirim bozuklukları, kalp rahatsızlıkları ve daha bir sürü sonuca bağlanabilmektedir. Psikolojik olarak bakıldığında ise depresyon, endişe, kaygı, korku, şüphe, başarısızlık korkusu, özgüven kaybı, suçluluk ve daha bir sürü rahatsızlığa sebep olabilmektedir.

Tükenmişlik Sendromu ile mücadele nasıl edilir?

Tükenmişlik Sendromu ile hem bireysel hem de örgütsel olarak mücadele edilebilmektedir. Bireysel olarak incelendiğinde kişinin kendini tanımaya ve analiz etmeye açık olması, işindeki hedeflerinin ulaşılabilir olarak belirlenmesi, olumlu yanlara odaklanması, monotonluktan çıkmak için farklı yöntemlere başvurması gibi mücadele yöntemlerinden bahsedilebilmektedir. Örgütsel olarak incelendiğinde ise ortak karar verme mekanizmaları geliştirmek, gösterilen başarılar karşısında ödüllendirmelerde bulunmak, çalışma ve dinlenme sürelerini iyi belirlemek, işleri çalışanlar arasında bölüştürerek iş yükünü dağıtmak, işçi haklarına göre davranmak, çalışanın kişisel gelişimine ve sosyal faaliyetlerine önem vermek gibi mücadele yöntemlerinden bahsedilebilmektedir.

• Dolgun, U. (2015) Tükenmişlik Sendromu. Ekin Yayınevi.
• Kaçmaz, N. (2005). Tükenmişlik (Burnout) Sendromu. İstanbul Tıp Fakültesi Dergisi, 68, 29-32.

Kaynak 1

Kaynak 2

Hazırlayan: Ece Kaya

İlgili Yazılar

spot_img

Son Yazılar