25 Haziran 2024, Salı
spot_img

Şiddet İçerikli Oyunlar ve Agresif Davranışlara Yeni Bir Bakış!

Yeni bir çalışma şiddet içerikli oyunlar oynamanın ergenlerin agresif davranışları üzerinde bir etkisi bulunmadığını ortaya koyuyor.

Şiddet içerikli oyunların insanların üzerinde agresifliği arttırıcı bir etkiye sahip olduğu oldukça uzun bir süredir tartışma konusu. Teorinin iddia ettiğine göre şiddet içerikli medyaya maruz kalan gençlerin agresif düşünceleri daha baskın bir hale geliyor ve bu durum onları şiddet içeren davranışlarda bulunmayı itiyor. Bu teoriyi destekliyor görünen birkaç araştırma bulunuyor olsa da kanıtlar açık ve samimi olmaktan oldukça uzaklar.

Royal Society Open Science’te yayınlanan yeni bir araştırma şiddet içerikli oyunlar oynayarak geçirilen zaman ile agresif davranışlar arasında herhangi bir korelasyon bulamadığı gibi böyle bir bağlantının abartıldığını belki de hiç bulunmayabileceğini öne sürüyor.

Geçmişte yapılan birçok araştırma büyük oranda metodolojik kısıtlamalardan muzdarip olmuş durumda. Bu kısıtlamalara ise öz-değerlendirme metodu, diğer bir deyişle katılımcıların kendi agresiflik seviyelerinin kendilerinin ölçmeleri örnek gösterilebilir. Maalesef ki ergenler ve genç yetişkinler ile yapılan araştırmalarda yaşanan sorunlardan biri olan “aldatıcı” cevaplar araştırmayı yanlış yönlendirebiliyor.

Belki de daha endişe verici olanı araştırmacıların veri analizinde oldukça “esnek” bir yaklaşım izliyor olmaları. Oyunlardaki şiddetin seviyesini veya kullanıcıların agresiflik düzeylerini ölçen araştırmacılar genellikle bu verilerin toplanması sırasında sordukları birçok çeşitli sorudan oldukça kısıtlı bir soru-cevap havuzu çekmeyi tercih ediyorlar ki bunu da teorilerini destekleyen ve almak istedikleri sonuç ile uyum gösteren soru-cevapları kullanarak yapıyorlar.

Bu yeni çalışmada ise Andrew Przybylski ve Netta Weinstein eski araştırmaların düştüğü metodolojik yanılgılara düşmeden, araştırmanın başındaki planlarına sıkı sıkıya sağdık kalarak şiddet içerikli oyunlar ile agresif davranışlar arasındaki bağlantıyı derinlemesine incelediler. Araştırma çifti yaşları 14 ile 15 arasında değişen 1000’den fazla İngiliz çocuktan son bir ayda oynadıkları oyunların listelerini çıkarmalarını ve bu oyunları yaklaşık olarak ne kadar süre boyunca oynadıklarını söylemelerini istediler.

Sadece gençlerin oyunları tarif etme şekillerine güvenmekle kalmayan araştırmacılar, listelenen oyunların belirtildiği gibi şiddet içeren temalar barındırıp barındırmadığını Avrupa video oyunu içerik sınıflandırma sistemine (PEGI) göre değerlendirdiler. Katılımcıların listelediği 1500’den fazla oyunun, tüm oyunların 2/3’si, şiddet içeren oyun olarak değerlendiriliyordu.

Agresiflik seviyesini ölçmek isteyen araştırmacılar, gençlere doğrudan soru sormaktan kaçındılar. Bunun yerine, onlarla ilgilenen yetişkinlerden geçen ay boyunca çocuklarının gösterdikleri agresif davranışları ve çocuklarının herhangi bir zorbalık eylemine katılıp katılmadıklarını soran bir anket tamamlamaları istendi. Çift aynı zaman da gençlere “Eğer yeteri kadar provoke edilirsem, başka bir insana vurabilirim.” gibi cümleler karşısında nasıl hissettiklerini de sordu.

Przybylski ve Weinstein, katılımcıların her gün günde ortalama iki saat video oyunu oynadıklarını ve kızların yüzde 49’unun erkeklerin ise yüzde 68’inin geçtikleri ayda bir ya da daha fazla oyun oynadıklarını ortaya koydu. Fakat şiddet içerikli oyunlar oynanarak geçirilen zaman kişinin ne kadar agresif olduğunu tahmin etmede başarısız oldu. Bu bulgular içerik sınıflandırma sistemini Avrupa standartlarından ABD standartlarına alınca da sabit kaldı.

Ebeveynlerin ve politikacıların şiddet içerikli video oyunlarının olası olumsuz sonuçları hakkındaki süregelen kaygıları göz önüne alındığında, dikkatli bir şekilde tasarlanmış büyük bir çalışmanın bu ilişkiyi geçersiz kıldığına dair bulgular bizlere biraz olsun güvence sağlamalı. Elbette, oyun oynamanın zorbalık ve “trolling” gibi diğer kötü davranışlarla ilişkilendirilme olasılığının her zaman için mevcut olduğunu belirten yazarlar bu sorunların daha fazla araştırma gerektirdiğini ekliyorlar.

Gençlerin agresif davranışlarını ölçerken kullandıkları üç partiden biri olan aile üyelerinin ya da bakıcıların değerlendirmeleri oldukça yararlı olsa da bazı aile üyelerinin ya da bakıcıların çocuklarının agresif davranışlarının farkında olmadıkları da görülmekteydi.

Bu çalışmanın sahadaki en yeni çalışma olduğu ve birbiri ile çelişen birçok sonucu içerdiği de bir gerçek. Fakat diğer araştırmalardan ayrıldığı kısım metodolojisindeki farklılıklardan kaynaklanıyor. Araştırma, akademik çalışmalar yayınlayan bir dergide Registered Report denilen bir formatta yayınlandı. Bu formatta araştırmalar sonuçların ortaya nasıl çıktığı ve verinin nasıl analiz edildiği dikkate alınmaksızın belirli protokollerden geçtikten sonra yayınlanır.

Araştırmacılar her ne kadar istatistiksel açıdan etik olmasa da veriyi analiz etme sürecini manipüle etmenin ne kadar kolay olduğuna dikkat çekiyor. Bu duruma örnek vermek isteyen araştırmacılar agresiflik ile oyun oynayarak geçirilen saatin öz-değerlendirilmesi -kişinin kaç saat oynadığını kendinin söylemesi- arasında bir ilişki bulunduğunu söylüyorlar. “Eğer biz araştırmanın başında kendimize data analizinin bir planını yapmasaydık ve agresiflik ile şiddet içerikli oyunlar arasında bağ olduğunu öne süren bir araştırma yapmaya motive olsaydık, sözünü ettiğimiz korelasyonu araştırmamızın merkezi haline getirebilirdik.” diyor.

Buradan çevrildi: These Violent Delights Dont Have Violent Ends Study Finds No Link Between Violent Video Games And Teen Aggression

Hazırlayan: Sıla Özeren

İlgili Yazılar

spot_img

Son Yazılar